Radyo Beyaz App Store’da…

Facebook'da Paylaş

Herkes iyi bilir, ben her ne kadar genç görünsemde eski hem de çok eski toprak Bab-ı Ali ustalarının elinden çıkmayımdır. Üstelik yaptığı satar, tutar, denilen ustaların öpülesi ellerinden. Layık olmuşum onlara ki, benim de yaptığım yayınlar hem sattı hem de tuttu maşallah. Bir çok yeni gazete ve derginin kuruluşuna bizzat kolları sıvamış biriyimdir. Genç, hem de en idealist patronlarla oturup kalkmışım, kurup yükseltme dönemlerinde aynı heyecanı yaşamışımdır, tıpkı kendi gazetem gibi, kendi şirketim gibi. Çoğu kez onlara eski kulağı kesik ustaların tecrübelerini aktarmışımdır.

Uzun zamandır genç ve idealist bir patronla tanışamadım. Uzaktan tanıdığım kadarıyla hiç de kötü huyları olmayan Cem Uzan‘ın başına gelenlerden sonra da kimse bu işlere soyunma cesareti gösteremedi, belki de ondandır. Annemin üzerimde duası var, ‘Dede yadigarı bu meslek, illaki sen de alacasın bu bayrağı’ der. Bilmez ki garip anam, öyle kirlendi ki, Haliç temizlenir de  Bab-ı Ali temizlenmez.

İşte bunları tekerlerken bir kaç meslektaşımla birlikte, Ankara’dan haber aldım. Apar topar yola çıktım. Genç bir Genel Müdür ve O’nun kurmayları beni karşıladı. O’na, ‘Müdür’ değil ’Başkan‘ diyorlar. Sonra farkettim, kurmaylar da birbirlerine ‘Başkan‘ diyor. Ben demedim. Huyum suyum biraz farklıdır. Ama onların arasında duyunca çok sevimli geldi, açıkcası onlara yakışmış. Hepsi de gerçekten ’Başkan‘ bence…

Ben bir tek Atatürk’e ’Başkan‘ derim, o da beni padişaha boyun eğmekten kurtarmıştır, beni bana ‘Önder‘ yapmıştır.

+++

Bu genç Genel Müdür şaka değil ciddi ciddi yakışıklı. Belli ki Ankara’yı peşinden koşturmuş. Akıllı, hem de 5 kere akıllı. Beni çok az kişi alttan alabilecek kabuliyete sahiptir ki işte bu genç Genel Müdür onlardan biri oldu. Burjuvalık hiç yok, mütevazı ama gözü çok kara, hiç hissettirmiyor, hayat tecrübesi olmayanlar için O’nunla inatlaşmayı hiç tavsiye etmem. Bir kaç gün misafirleri oldum, işleri anlattılar, yapılacakları sıraladılar. Açıkca söylemek gerekirse, daha önce görmediğim cesaretle ileriye bakıyorlar… Yeni Gene Müdür’ün adı mı? … Osman Gökçek.

Babası oldukça meşhur biri, ama ben ismini burada geçirmek istemiyorum. Bence Osman Gökçek’in babasının adıyla öne çıkmaya hiç ihtiyacı yok,  kendi koltuğunu kendi döndüren biri, sapasağlam ve dinç. Akıllı dedim ya, üstelik 5 defa akıllı. Hem eğitimli hem de iyi bir aile terbiyesi var üzerinde. Çaycıyla da, Paşa’yla da sohbeti var belli ki…

Çok fena pazarlık yapıyor, güleryüzü ve duruşuna karşı koyamıyorsunuz, imkanınız olsa seve seve bedava işini yaparsınız.

Bazı gazeteciler Osman Gökçek’ten bahsederken illaki babasının ismini de geçiriyordur. Bu da bana göre bir üslupsuzluk, saygısızlık, çok da ayıp. Haaa unutmadan ayrıca kabuliyetsizliktir. Bu tipler bakarak öğrenenlerden oldukları için başka bir gazetede daha önce nasıl yazıldıysa aynı şekilde yazmayı kural sanıp kalemi eline alıyorlar. İşte bu yüzden, ‘Öte Yandan’  ’Hal böyle olunca’ , ‘Olay yerinden aldığımız son gelişmelere göre’,  ‘Kaynaklarımıza göre’ gibi tekerlemeleri ezbere dizerler haber yazarken, yaratıcılık yoktur yani..

Hay sizin kanağınıza…..

+++ 

Osman Gökçek Beyaz TV‘nin yönetiminde. Beyaz Radyo yöneticileri ve çalışanlarıyla bu sayede tanıştım, Osman Gökçek’in isim benzerliği olan bu radyo ile kuvvetli bir bağı yok. ‘Selemlaşıyorlar’ diyebiliriz. Kim ne derse desin ben, O ve kurmaylarında bambaşka bir hava sezdim. Medyalarının adı Beyaz, gerçekten beyaz, bembeyaz… Şahsen gittim gördüm, tertemiz yürekli insanlar işi, siyaseti, görüş farklılıklarını bir kenara koymuş, sıcacık bir hava estiriyor ve onun girdabında kendi kendilerine eğleniyor, en önemlisi de gelecek için savrumadan kenetleniyorlar.

İşte sadece ve sadece bu yüzden , RGB MEDYA herkesin işini kubul etmediği, parasını kullanmadığı bu dönemde O ve selamlaştıklarıyla el sıkıştı ve Radyo Beyaz‘ı App Store’a yolladı. Hayırlı olsun, doya doya dinleyin.

‘Radyo Beyaz’, yöneticileri ve çalışanlarına gelince, Müzikler diğer radyolarla aynı, eh market aynı market. Gelin görün ki DJ’ler öyle değil, işte onlar bu marketten hiç değil. Bir kulak verin Radyo Beyaz’a,  hepsi pırıl pırıl şekilde gözlerinizin önüne gelecek. Bu genç kardeşlerin hepsi de gerçekten sizin için oradalar. Ben uzun zamandır,  dinleyicisinin arkasında eli ayağı, sesi titreyen yayıncılar görmedim. Yöneticiler çok mütevazı, seve seve işlerni yapıyorsunuz. Hepsini alınlarından öpüyorum.

‘Radyo Beyaz’ı aşağıdaki itunes ikonunu tıklayarak cep telefonunuza kurabilirsiniz.

‘Müzik Sepeti’ App Store’da…

Facebook'da Paylaş

Turkcell’in 3G reklamlarından 1-2 önce Müzik Sepeti App Store’da yerini almıştı. Müzik Sepeti’nin App Store’daki ilk yayın tarihine göz attığınızda siz de farkedeceksiniz ki bu doğru. GSM operatörleri büyük paralar yatırıp dev bütçelerle 3G olayını kitlelere duyurmaya başladığı anlarda bazı simsarlar da piyasayı kızıştırıyordu. Müşterilerin aklı çeliniyor; ‘ Aplikasyon işi için büyük altyapı lazım‘ dillemeleriyle, ’1′e Bin koyulan’ maliyetlerle projeler sıraya konuyordu. iPhone için en ufak proje 40 bin dolardan masaya yatırılmak üzere bekletiliyordu. 3G’den sonra abi… Halbuki 1-2 ay önce, tam da şu meşhur 3G’den az süre önce Müzik Sepeti App Store’da yerini aldı. Gelin görün, ‘Yetenek‘ yine yetmemişti ama olsun biz sorduk bir kere, Hani 3G ile oluyordu?

Yetenek yetmez bunu ben çok iyi bilirim, çünkü kısa şortla gazeteye gider gelirken, ağzımda kuş tutar yine de dikkatleri üzerime çekemezdim. Aksine bir de köstek yerdim. Bir keresinde Kenan Erçetingöz benim hakkımda yazdığı bir köşe yazısında çok sevdiğim ve hep savunduğum bir sözüme dikkat çekmişti, ‘ Birşeyin nasıl yapıldığını bilip de yapılamadığını seyretmek zorunda kalmak’ Kenan Erçetingöz’ün bunu farketmesi kendi geniş ufkundan bu yüzden çok başarılı, diğerleri sakallarını yoluyor.

Müzik Sepeti ile App Store’da biz bir ilk değildik, her ülkede bu tip aplikasyonlar yapılmıştı ve çoktan App Store’da yerini almıştı. Türkiye’deki ilk uygulama bizden kısa bir süre önce App Store’da yerini alan Kanal D radyo aplikasyonuydu.  Konsepti basit, kullanımı kolaydı. Tek bir logo ve tek bir radyo yayınına link verilmişti. Eh dedik ki, biz Müzik Sepeti için hareketlenelim. Türkiye’deki tüm canlı yayınların linklerini listeleyelim, Türk Mobil olayına bir ara gazı verelim, ahenkli bir renk katalım istedik. Ama sen misin bunu düşünen, planlayan, uygulayan, bakın başımıza neler geldi neler?

En küçüğünü söyleyim ilk olarak. Sahte isimlerle aplikasyonun altına yapılan yorumlar. Onlara, Vay- Vay- Vay! Biz Amerika’dan Türkiye özlemi çekerken, kendi milletimizin bu durumuna nasıl şaşırdık inanamızsınız. Meğer burnumuzu öyle bir pastaya batırmışız ki, sormayın.

Şimdi okuyun da, neden içi dünyalar kadar dolu bir aplikasyon yerine hala bizim gibi çelimsiz, üç beş içeriği zor doğrultabilmiş bir aplikasyon hala satıyor ve destek buluyor anlayın. Okuyucunun kudretini farkedin, sermayenin değil.

Amerika’da öğrenci bulunduğumuz sırada en ucuz eyaletlerden biri olan Dallas’ta sunucumuzu yapılandırdık. Sonra başladık ite kalka Müzik Sepeti için ciddi bir destek ünitesi hazırlamaya. Nacizane bir girişim olarak ilk kez denediğim aplikasyon yapımcılığında Müzik Sepeti ile çok destek göreceğiz sandım. Aksine öyle bir köstek gördük ki, bizim ağzımız açık kaldı. Nedendir, nasıl oldu? Hiç kaymağına dokunmadan şu yoğurdu kaşıklamaya başlayayım.  Kaymağa dokunmayım, ne de olsa her zorluk bize çatar…

Mobil Medya ürünü olarak ilk defa Türkiye’deki tüm radyoların ve Müzik Tv kanallarının canlı yayınlarını bir arada tek bir aplikasyonda listelemek ilk hedefimiz oldu. Müzik Sepeti ile bunu başardık. Çalıştırana kadar anamız ağladı. Bu başarımızın hemen sonrasında Radyo ve Tv’ler için ayrı ayrı aplikasyonlarıda geliştirmek ve canlı yayınlarını da sunucumuzdan aktarabilmek için teklif vermek için girişimlerde bulunduk. Aman aman aman!!! Düşmana tavsiye edilmez. Girişim mi ? Nelerle karşılaştık hiç sormayın. Yılmasak da yıldırdılar da vesselammm!

Hiçbir kötü niyetimiz olmadan tıpkı internet sitelerinin yaptığı gibi radyo ve tv yayınlarının linklerini listelemiş, kolay erişim hizmeti sağlamıştık. Meğer bunun adı yeniden dinletmeymiş, bilmiyorduk:( Almanya’dan, Amerika’ya oradan Afrika’ya bir çok Türk, Uzaktaki Türklere Müjde sloganıyla Google’da yayınladığımız reklamları tıkladılar ve ‘Müzik Sepeti‘ni iPhone ve iPod’ları için indirdiler.

Satış fiyatı 1.99 dolar olarak belirlediğimiz Müzik Sepeti için az olmasa da, çok da diyemeyeceğimiz kadar bir traj aldık. Maliyetini karşıladı mı? Eh işte…

Küüüt! uyarı geldi… Sanat Eserleri ve Sanatçıların hakkını koruyan meslek birliklerinden biri, ‘Hatırlatma’ yaptı ve şartlarını sundu. Sonrasında hem meslek birliklerinin tavsiye ettiği şartlara uyabilmek hem de Türkiye’deki kitleye sıcak temas kurabilmek için aracılar edinmeye başladık. İlk Hedefimiz Turkcell’in kapısını çalmaktı. Türkiye’de bulduğumuz aracı bizi dolandırdı, Müzik Sepeti bir dosya olarak elden ele dolaştı. Ne Turkcell’e ne de diğer GSM operatörlerine ulaşılamadı. Eğer ulaşılsaydı, hem meslek birliklerinin hem de tüm dünyadaki Türklerin dev bir Müzik Sepeti olacaktı. Vazgeçtik mi ? Hayır.

Kendi kendimize bırakıldığımız aşikardı. Biz, ‘ilk turu başaramadık’ deyip geçtik. Çünkü biz bir aplikasyondan daha fazlaydık. Bir Müzik-Magazin dergisi olma yolundaki ilk adımdi iPhone hareketimiz, maksat markayı aşina etmekti. Haddimizi bilip minik minik en uygun şartlarla yayıncılığımızı sürdürmek için meslek birliklerinin bizimle muhatap olan yetkilisinden özür diledik ve hatırlatılan şartları karşılayacak bütçeye sahip olmadığımızı ve yayıncı ve yapımcı belgesi alamayacağımızı belirttik, ‘Gemileri Batırmadan’ vedalaştık. Ne olur ne olmaz, değil mi? Gün gelir de belki bir babayiğit çıkar da elimizden tutar, ‘Çocuklar hikayenizi biliyorum, gelin size destek olayım’ diyebilirdi. Türkiye’deki şartlara uyduk ve Müzik Sepeti iPhone uygulamasından içinden Türk radyolarının linklerini kaldırdık.  Şimdilik yayınımız Genç ve Amatör Müzisyenlerin Canlı Yayın Platformu sloganıyla sürüyor. Başka ülkeler çok geri kalmış, Türkiye’deki yasalar onlarda yok, bu yüzden başka ülkelere ait radyoların linklerini listeleyip dinlemek isteyenlere kolay erişim hizmeti verebiliyoruz,  ‘Tıkla ilgili radyonun sitesindeki CANLI YAYIN’ı dinle’ şeklinde… 

Önümüz mü kesilmek istendi, yoksa şartlar mı gerçekten ağırdı? bilemedik. Müzik Sepeti‘nden Türk radyoların linkini kaldırınca içerik dızlak kaldı sanıldı. Biz de öyle sandık. Ama yanılmışız, bizi destekleyen epostalar almaya başladık. ‘İnadına Destek‘ almaya başlayınca yeniden gaza geldik. Birkaç müzisyen başvuru yaptı ve onların halen yayınları sürüyor, kimi zaman online oluyorlar ve evlerinden kendi eserlerini peş peşe çalıyorlar. Biri Bulgaristan’dan Devrim Evrim dinlemenizi tavsiye ederim. Zaten artık bizim işimiz ‘Tavsiye‘ etmek. Malum bu bir yayıncılık prensibidir, ‘Editor’ün Tavsiye Ettikleri‘.

Müzik Sepeti editörlerinden biri olarak size Devrim Evrim‘i dinlemenizi tavsiye ediyorum :)

İşin özü… Meslek birlikleri haklılardı, korsan ile savaşıyor ve bir zamanlar kaldırımlarda ölen ünlülerin sonunun, bugünün ünlüleri içinde aynı olmaması için çırpınıyorlardı. Ben de yayıncılık kökenliyim, yıllarca GÜNAYDIN, SABAH ve HÜRRİYET gibi yayın kuruluşlarında ‘Uzmannnn’ olarak çalıştım. Halen namım yürümektedir, bana ‘Deli Oki’ derler, en çok da, ‘Bala’, ilk zamanlar da, ‘Milim Oki’ derlerdi. Şimdi kendi yayınlarımı yapıyorum. Meslek birliklerinin uyarısını bu yüzden çok ciddiye aldım. Ben aldım ama ya diğerleri.

Türk radyolarının kendi internet sitelerindeki CANLI YAYIN linkelerini Müzik Sepeti ‘Türk Radyoları’ bölümünden kaldırdıktan sonra çok geçmedi ki başka yayınlar App Store’da yerini aldı. Hem de peş peşe… Sanırım onların bütçesi vardı ve böyle bir hak almaya maddi olarak cesaret edebildiler. Ya da daha da cesaretli çıktılar kimseyi takmadılar. Hoş o zaman da korsan oldular. Ben Amerika’da olduğum için ve Türkiye’deki son yıllarımda müzik ve  magazin yayınlarında görev almadığım için, müzik eserleri ve sanatçılar için organize olmuş meslek birliklerinin mücadelelerinden ve yürütmeliğe koymayı başardıkları kanunlardan haberim yoktu. Aslında Mobil Medya için bir kanunları olmaması gerektiğini bile düşünüyordum. Çünkü bu mecra henüz başlayacaktı ve belki de bu alandaki kanunları birlikte yazarız fikrine bile kapılmıştık. Biz model üretecektik, onlarda düzeneği görüp ona göre yasa önerisi geliştireceklerdi.  Meğer iPhone çıkmadan yıllar önce Türkiyem’de mobil medya hayal edilmiş ve yasaları çıkmıştı bile. İşte o yasalar küttt !!! diye bizim karşımıza çıkıverdi. Ama Türkiye’de olup, bu yasaları bilip de hala korsanlık yapan varsa işte onların canları cehenneme.

Kaymağa dokunmadan yoğurda kaşık saplamak adına içeriğimizde değişiklik yapıp,  meslek birliklerine üye olmayangenç ve amatör Dj, Solist ve Grupların özgür platformu sloganıyla yolumuza devam ettik. Sonra da Ey ahali, ‘İçeriğimiz şimdilik zayıf olacak, yavaş yavaş gelişeceğiz, siz yine de desteğinizi sürdürün, aplikasyonumuzu indirmeye devam edin, sitelerimizi ziyaret edin’ şeklinde duyurular yaptık. Ayrıca App Store’daki giriş yazısını da değiştirdik. O günden bu güne yavaş yavaş artan trajımız var, bizi destekleyenler var. Biz onlar için ‘Gönül Dostları‘ diyoruz.

‘Gönül Dostlarımız’a mahçup olmamak için çalışıyoruz…

Yayınımızın içeriğini tekrar derlediğimizden bugüne boş durmadık. Aşağıda linklerini paylaştığımız internet sitelerini yapılandırdık. Halen de çalışmaları sürüyor. Çok geçmeden, ‘Müzik Magazin Dergisi‘ hazırlayacağız. Bütün çalışmalarımızı tamamladığımızda, ‘Büyük Paket’imiz hazır olacak. İşte o paketle başka destekler bulmak amacıyla girişimlerde bulunacağız, umarız meslek birliklerinin desteğini de alabilecek maddi güce kavuşacağız.

Öncelikle TV ve FM için mobil ve internet yayınları yapılandırmak için çalışıyoruz. Genç ve Amatör müzisyenlerin ve Hiçbir meslek kuruluşuna üye olmayan Türk sanatçılarının kliplerini ve müziklerini ÜCRETSİZ olarak yayınlayabildiğimiz bir TV ve Radyo kanalına sahip olmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Bize destek olmak için, lütfen etrafınızdaki Genç ve Amatör müzisyenlere çağrıda bulunun, eserlerini Müzik Sepeti internet sitelerinde ve iPhone uygulamasında yayınlamak üzere bizimle iletişime geçsinler. Her nerede olurlarsa olsunlar sunucularımızı kullanarak dilerlerse CANLI YAYIN yapabileceklerini ve bütün dünyadaki Türklere kendilerini tanıtabileceklerini hatırlatın. Gurbette çalışmak ve aynı zamanda okumak nedir ben çok iyi bilirim, bu yüzden eğer CANLI YAYIN için vakit bulamıyorlarsa, kayıtlarını bize email olarak gönderebilirler, ya da erişebilecekeleri sunucu panellerimizi kullanarak Upload/gönderim yapabilirler.

Haydi takın Müzik Sepeti’ni kolunuza gezdirmeye başlayın, herkese bizden haber verin… Şimdilik sizler için aşağıdaki siteleri kurabildik ve iPhone aplikasyonumuz ile bağlantısını yapılandırdık. Aplikasyon için yeterli ‘indirme’ sayısına sahip olduğumuzda uygulamayı BEDAVA dağıtmaya başlayacağız. İnternet sitelerimiz ve aplikasyonumuz eserlerinizle dolduğunda, hem sitelerde hem de aplikasyonda yayınlanan müzik ve kliplerinize reklam alıp gelirine ortak olarak tıklanma oranına gere eser sahibine aktaracağız. Yolumuz uzun, bu yolda sizden destek bekliyoruz.

Muzik Sepeti.Tv
Muzik Sepeti.FM
Muzik Sepeti.com.tr

iPhone kullanıyorsanız ve henüz  Müzik Sepeti‘ni indirmediyseniz aşağıdaki logosunu tıklayayarak edinebilirsiniz.

Bir başka gelişme de şu yönde oldu ;

Müzik Sepeti için marka tescili onaylandı …

27 Haziran 2009 itibariyle hem internet hem de mobil platformlarda yayın hayatına başlayan ‘ Müzik Sepeti ‘ için Marka Tescili Başvuru ve Onay süreci resmi olarak tamamlandı. 35′nci ve 38′nci sınıftan başvurusu yapılan ve 21 Mayıs 2010 tarihi itibariyle marka tescili resmi olarak onaylanan ‘ Müzik Sepeti ‘ için tam emtia listesi aşağıdaki gibidir.

35. SINIF

  • Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler (Ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri dahil )
  • Büro hizmetleri.
  • İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık , muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri ( ithalat-ihracat acente hizmetleri dahil )
  • Ticari ve sınai ürünler için eksperlik hizmetleri.
  • Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.
  • Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri ( Belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilmektedir )

38. SINIF

  • Radyo ve televizyon yayın hizmetleri.
  • Haberleşme hizmetleri ( İnternet servisi sağlama hizmetleri dahil )
  • Haber ajansı hizmetleri.

App Store’a ‘Nazarlık’ geldi…

Facebook'da Paylaş

App Store’da olmayan bir proje bulup da geliştirmeye kalkmak sanırım hayal.  Milyonlarca, hatta milyarlarca aplikasyon var diyesim geliyor… Bütçesini bulanlar bu projelerden bazılarını örnek alıp Türkçe olarak piyasaya sürüyor. TV yapımcılığı gibi.

Türkiye’de yaratıcı olamıyoruz, çünkü siz ayakkabınızı giyene kadar, otobüs kaçıyor ( bir toplantı 4 saat sürerse, toplantı yapmaktan iş yapılamıyor ya, o misal).  Ben de bazen kara kara düşünüyorum eldeki projeler bir yandan tamamlanırken,  ‘Ne yapsam,  ne yapsam’ diye? Fikriniz varsa gelin işbirliği yapalım. Proje teklifleri için sunum hazırlarken evimi kullanıyorum, ofis ortamına gelemiyorum. Çünkü ara ara kalkıp buzdolabına gidiyor birşeyler yiyorum (ben de dolap hırsızıyım, özellikle dolma çalarım) bazen de camdan bakıyorum, tıpkı Müjde Abla, Rahmi Bey gibi, aklımda proje geleni geçeni seyrediyorum, geçen gün sokaktan kaç kişi geçiyor, sayarken kendimi yakaladım. Hatta onları kategorilendirip, kaldırımda yürüyenlerle kaldırımda koşanlar için, kaldırımda oturup sigara molası verenler için mini platformlar planlıyordum, birbirleri arasında geçiş hızı vs. Allahtan kendime geliverdim.

Bir sunum dosyası hazırlarken ya da bir projeyi planlarken, sigara ve bir kadeh beyaz şarap (Çankaya) en büyük lüksüm. Kimi zaman da köşedeki pastaneye gider, boş muhabbetlere girerim, bizim pastaneci hala ne iş yaptığımı bilmez, bana bilgisayardan anlıyorsun sen değil mi? diyor. O’nun en sevdiği Fenarbahçe ya da Türkiye’nin vergi sistemini konuşmak. Bi de gelip geçen ‘Çıtır’ları seyretmek.  Kısacısı hepsi daha iyi düşünebilmek için, hatasız bir düzenek planlamak ve onun üzerine giydirme yapabilmek için şart ( benim için geçerli, ofiste uygulamayın ). ‘Demlemeyen çayın keyfi olmaz‘, derler. Bu yüzden ben de,  ‘sallama çayla gelmeyin‘, derim. Benim gibi bir çalışma şekliniz varsa, bunu bir patronun yanında yaşayamazsınız;  Ben bir sahile kadar iniyorum patron’ diyemezsiniz.  Eh ben de öyle bir patronla zaten hiç yapamıyorum. Unutmadan, dolaptan sıkıldığım zamanlarda bir oyun açıp oynuyorum, oyun olmazsa 10 tane başıboş DVD alıp seyrediyorum. Geçen gün kendimi Aydemir Akbaş ile Banu Alkan filmi izlerken buldum. Ekrana boş boş bakıp sunum dosyasını kuruyorum anlayacağınız.

Herşeyden sıkılmış, ama hala sunum dosyasıyla boğuşuyorsam,  Google’da dolaşıyorum, hoş bu durumdan da Başbakan Erdoğan ve sayın yağverleri çok rahatsız, yakında ararlar beni, ‘Google’da çok geziyorsun, Türkiye’nin sistemi yavaşlıyor‘ diye. İşte öyle bir zamanda Google’da dolaşırken ekranı çatlamış iPhone cihazlar ve her nasılsa bunu tamir eden, orijinalinden daha iyi cam temin edenleri farkettim.

Ebay başta olmak üzere bir çok sitede de  ekran satışı olduğunu anlayınca da,  ‘Hımmmm‘ diye içlenip, ‘Benim bildiğim kadarıyla bu ekranlar çatlamaz ammmaaa, herhalde ‘Nazar‘ değmiştir’ dedim. Baktım App Store’a Nazar ile ilgili birşey var mı? diye. Israilli bir grup yazılımcı yapmış. Eh Türkler eksik kalsın istemedim, aynı dönemde benim Hintli çocuklara da fikri kazandırdım onlarda yaptılar, ama en fiyakalı bizim ki oldu.

Buyrun indirin, ‘içinde çok birşey yok !’, ‘Biii Dolar verdik, içi neredeyse boş bunun’ demesinler diye ( Laf aramızda maliyeti var, o çıksın diye 1 dolar, desteklerseniz sevinirim) , ‘Türkçe – İngilizce’ içerik derledim. Ama olay aslında bunun ikonunu kullanmak. Bir süre sonra günlük nazar duanızı size hatırlatacak. Siz asıl makaraya bakın, aplikasyonu ( iNazar ) indirdikten sonra nazarlık ikonunu ekranın sağ üst köşesine taşıyıp bırakın. Otobüste, minübüste pırıl pırıl ekranınızı açtığınızda, Blackberry ve Nokia’cıların kem gözlerinden cihazınızı sakının istedim :)

‘Yine mi kötü iş yaptım?’ iki nazarlık ikonu var, hangisini severseniz onu indirin !


Mobil Yazılımlar ve Platformları

Facebook'da Paylaş

Mobil işletim sistemleri için aplikasyon nasıl geliştirilmeli, hangi yazılım dillerine hakim olmalı, proje hazırlanacak platform hangileri? Bu soruların yanıtlarını merak edenler için kısa hatırlatmalar paylaşmak istedim. Eğer patronsanız, olur da gazeteye, dergiye ya da bir internet sitesine reklam vermek ve eleman aramak isterseniz ‘Dikkat’ inizi çekeyim istedim. İlanınızı düzenlerken aşağıdaki kategorilerin hepsini yazmayın, çok ciddi küfür yersiniz.

Neden? Şu ilan tarzını hiç unutmam, ‘ Matbaa işlerinden anlayan Art Direktor-Grafiker, ASP, Java, Action Script bilen, Sunucu kurabilen takım arkadaşı arıyoruz‘. Siz de rastlamışsınızdır bu tip ilan metinlerine, ben ciddi ciddi hiç haz etmem bunu uygun görüp eleman arayan patroncuklardan.  Hatta basarım kalayı,  Ulan sen kimsin, adam çalıştırmak kim, daha yaptığın işi bilmiyorsundiye. Bu tip potroncuklar yüzünden iş aramayı bırakıp, evde oturdum, sağa sola iş yapmayı yeğeledim, hani bu tipe ‘FreeLancerrr‘ diyoruz ya işte o hesap. Bir zamanlar kapı kapı dolaşır böyle patroncuklara rastlar sinir olurdum. Şimdi ki gençleri çok iyi anlıyorum, bazen sohbet ediyoruz. ‘Abi ne olur sen de patron ol‘ derler.

Java başlı başına bir sanat, yıllarca hatim indirilesi bir olay, bunun profesörü hiç Art Direktör olur mu ya da bir Matbaa’da çalışmış olur mu? Hatta bir Art Direktor hiç Action Script uzmanı olur mu, üstelik ASP ve PHP‘yi de hakim olabilecek beyin şemasına sahip olabilir mi? Adam sanatçı, bir yazılımcının tam tersine düşünce ve hayat standardına sahip. Patroncuk ne yapıyor, bütün bu yetenekleri tek bir kişide istiyor, üstelik bir de not düşüyor, ‘Uzman seviye tercihimizdir’, diye.  Benim gibi arsız olmayıp efendi efendi söylenenler aynen şöyle başlıyor, ‘Eğer böyle bir adam varsa zaten bu ilanı okumuyordur, yok okuyan var da başvuru yapıyorsa o da şu maç sırasında ekranda yorum yapan gazetecilere benziyordur. Oturduğu yerden ahkam kesiyor, çıkarsan sahaya topa vuramaz.

ASP ve PHP, Fenerbahçe ile İbrahim Tatlıses kadar birbirinden ayrıdır. Anlayacağınız siz siz olun, eğer babanızdan para alıp, bir kaç kalantor Dayı, Hala, Akraba, Baba torpili ile müşteri bulup sonra da ‘eleman‘ satın almaya kalkarsanız,  ‘Aşağıdakilerin hepsine hakim, en az 3 yıllık piyasa deneyimine sahip, askerlik sorunu olmayan, yol+yemek+sigorta ile çalışacak eleman’ aramaya kalkmayın. ‘Aşağıdakilerin hepsi‘  birbirindenbaşka uzmanlık ister ve hepsini biliyorum diyenlere de, ‘herşeyi bilmek demek hiçbirini hakkıyla bilmemekanlamına gelir’ sözünü hatırlatın.

İşte yazılımlar ve platformları.

  • J2ME – Java
  • Symbian – C++
  • iPhone – Objective C
  • Windows Mobile – C++, C#, Visual Basic
  • Android – Java
  • RIM (Blackberry) – J2ME, WEB
  • Maemo ( Nokia )
  • Bada ( Samsung )

J2ME – Java Hakkında :

Programlama dili java. Yorumlayıcıları, Netbeans IDE ve Eclipse IDE. Java kodları Java Sanal Makinesi denilen JVM üzerinde çalışıyor, telefonlar için buna KVM deniliyor.

Yazılması ve test edilmesi çok kolay platformlardan biridir. Sayıca çok daha fazla cep telefonu modeline hitap edersiniz. Neredeyse her telefon Java uygulamalarını çalıştırır. Geliştirme ortamı BEDAVA’dır. Dokümantasyonu güzeldir ve çok yaygın olduğu için hakkında daha fazla bilgi bulabilirsiniz. Nerede ? İnternette.

Üreticiler telefonlardaki KVM’leri çok kısıtlıyorlar. Düşük işlemci gücünden dolayı projelerinizde performans ve hafızaya her zaman dikkat etmelisiniz. Telefonun bazı özelliklerine güvenlik nedeni ile erişim yok. Projelerinizde görsellik en son düşüneceğiniz ayrıntı olmalı, çok düşüktür.

J2ME – Java Hakkında :

Programlama dili java. Yorumlayıcıları, Netbeans IDE ve Eclipse IDE. Java kodları Java Sanal Makinesi denilen JVM üzerinde çalışıyor, telefonlar için buna KVM deniliyor.
Yazılması ve test edilmesi çok kolay platformlardan biridir. Sayıca çok daha fazla cep telefonu modeline hitap edersiniz. Neredeyse her telefon Java uygulamalarını çalıştırır. Geliştirme ortamı BEDAVA’dır. Dokümantasyonu güzeldir ve çok yaygın olduğu için internette hakkında daha fazla bilgi bulabilirsiniz.

Üreticiler telefonlardaki KVM‘leri çok kısıtlıyorlar. Düşük işlemci gücünden dolayı projelerinizde performans ve hafızaya her zaman dikkat etmelisiniz. Telefonun bazı özelliklerine güvenlik nedeni ile erişim yok. Projelerinizde görsellik en son düşüneceğiniz ayrıntı olmalı, çok düşüktür.

Symbian Hakkında :

‘Açık Kod’ prensibiyle çalışan bir işletim sistemidir. Nokia, Sony Ericsson, Samsung, Siemens, Motorola telefonlar içindir. Symbian ++ hakimiyeti ister ki C++ altyapısı olanlar için bu türeve hakimiyet kolayladır. Derleyicisi Carbide, ++ Eclipse türevidir. Telefon kaynaklarını rahat kullanır, görsel arayüzü vardır ama zordur. Yazdıysanız ciddi hakkını almalısınız. Emeğinize şapka çıkarılmalıdır.

Windows Mobile Hakkında :

PDA’lerde, HP, Palm, HTC cihazlarda kullanılır. Microsoft Visial Studio ile geliştirebilirsiniz. C#, Visual Basic, C++ biliyorsanız işiniz çok kolay. Telefon kaynaklarına ciddi ciddi erişirsiniz, sınır yok. Görsellik malum, Vista’da ne kadar aşılabildiyse. Unutmayın sınırlı sayıda cihaz için iş geliştirebilirsiniz.

MacOS X Hakkında :

Objective C bilmeniz şart, ayrıca Objective C++, C, C++ hakimiyeti çok önemli rol oynuyor. Derleyiciniz XCode, Telefon kaynaklarına erişim sınırlı, görsel yerinde, keyifli çalışırsınız, yaptığınız çalışmaları piyasaya direk süremezsiniz, Apple denetiminden geçer :) ancak yaptığınız çalışmalar, iPod, iPad ve iPhone cihazlarda çalışır, iPad için kodlarda biraz ‘Edit yapacaksınız. Bunun için müşterinizden ekstra ücret talep etmeyi unutmayın. Bu ‘Edit’ o kadar da basit değil.

Android Hakkında :

Google’ı kim bilmez, oldukça açık kaynak kodu var, Java bilmeniz yeterli. Etkili mi? Linux için bir zamanlar, ‘Olur mu öyle şey?’ deniyordu. Android için şimdiden birşey demek zor, bence gelecek vaadediyor/Nexus :)

Maemo Hakkında :

Nakia’nın gelecekteki işletim sistemi, açık kaynak kodlu. Yeni yeni inceliyorum, maemo.org internet adresinden siz de göz atabilirsiniz.

Bada Hakkında :

Samsun’un yeni açık kaynak kodlu işletim sistemi, C++, C ve STL kullanılabiliyor. Eclipse based IDE. Bunu da yeni yeni inceliyorum, şimdilik bildiğim bir storu da olacak, tıpkı ‘App Store’ gibi. Bada.com internet adresinden detaylarını takip edebilirsiniz. Ben de yeni yeni inceliyorum.


iHotel Turkey App Store’da !

Facebook'da Paylaş

Bir kaç dost bir araya geldik, içimizden birileri müşteri diğeri üretici oldu. ‘Körler Sağırlar Birbirini Ağırladı’, iyi de oldu. Öyle bir proje gerçekleşti ki, App Store’daki dağıtım tarihine baktığınızda, diğer ülkelerce yapılmış örneklerine ve o günkü SDK’ların sağladıklarına göre çizgi üstü bir üretim gerçekleştirdiğimizi farkedeceksiniz. Üstelik biz yaptık, haydi ‘Türk Yapımcılığı’ diye basalım halayı!

Powered by Cincopa WordPress plugin

Projenin adı, ‘iHotel Turkey’ kondu. Ferhat PüsküllüFacebook iHotel Turkey‘ grubunu da açarak projenin sahibi oldu. Bendeniz RGB MEDYA olarak yapımcı firma ünvanını aldım. Hedefimiz, Türkiye’deki yıldızlı ve butik otelleri, konaklama yerlerini hem Türkiye’deki yerli-yabancı, hem de Türkiye dışındaki Türk ve Yabancı turistler için listeleyip, detaylıca bilgilendirmekdi. Yol tarifi, rezervasyon, derken eklemediğimiz ayrıntı kalmadı sanki. Eh bir de bütçe meselesi, malum. iHotelTurkey App Store’da dağıtıldığı ilk günden bugüne aldığı trajla hedefimize ulaştığımızı bize kanıtladı. Hedefimizi belirlediğimiz an da çalışmaya başlamıştık, iHotel Turkey konseptiyle aslında bir ilk değildi. Araştırmalarımı sırasında yabancı menşeyli birçok aplikasyonla karşılaştık. Bunlar arasında en başarılı yapım ve kullanıcılar tarafından en çok popüler ilan edilmiş olanı, ‘Hotel Radar’ idi. Buna benzer diğer uygulamaları da görünce, ‘Eh varmış’ dedik, aramızdan birileri somurtmaya başladı, diğerleri daha da gaza gelip, ‘Biz de yapalım, o zaman daha iyisini yapalım’ diye verdi gazı. İyi de, hadi grafikeriz, internet yazılımcısıyız da, bu iş bambaşka kod prensibine, üretim tekniğine sahip, ‘Nasıl Olacak?’ diye bakındık birbirimize. Normalini yapmak bile zorken, nasıl daha gelişmişini yapabilecektik? Ben, ‘Hindistan’da arkadaşlarım var, hepsi de Amerika’dan sınıf arkadaşlarım, biz zaten mobil medya için çok kafa patlattık, onlarla birleşip yaparız projeyi’ dedim. Önerim kabul edildiğinde, biraz içimize su serpildi, ama bu kez ben korktum, somurttum. Yüzümden anlayanlar, hemen sordu, ‘Fikri sen verdin, neden korktun’ diye. Bir denizci tanıyorum O’nun lafını hatırlattım, ‘Deniz’den denizi bilenler korkar’ şeklinde.

Sonuç itibariyle başladık projeyi şekillendirmeye, önemli olan ilk önce sayfa planlarıydı, nereye basıcaz, ne gelecek? Hangi fonksiyon, hangi kapıyı açacak, nereyle ilişkilendirilecek? Bunun için çok iyi şekilde proje yönetimi yapmak gerekiyordu. Tek tek her sayfayı önce grafikleriyle yaptık, sonra ön kodlarını etkiledik, sonra da sunucuyu oluşturup, güncelleme panellerini, video seyrettirme olayını kurguladık. Sunucuya yüklemediğimiz bişey kalmadı.

Üye otel yöneticileri, için öyle bir yönetim paneli oluşturduk ki, yok yok içinde…
Bir kullanıcı otele e-Posta gönderirse ya da bir rezervasyon talebi, yönetici bu epostalara panel yardımıyla erişebiliyor ve dilediği ek dosyaları ( pdf, jpg, gif, Word, Excel ) ekleyerek bu postayı yanıtlayabiliyor. Kısacası, Hotmail kadar geniş olmasada, kendi çapımızda bir eposta kutusunu yönetim paneline eklemeden geçmedik.

Bir Otel’in yöneticisi üyelik işlemini yapar yapmaz edindiği ‘Kullanıcı Adı’ ve ‘Şifre’ ile, yazılarını, resimlerini, videolarını, ek içeriklerini güncelleyebilir, ziyaretçi defterini, irtibat formunu, rezervasyon formu kullanıcısıyla etkileşimli yanıtlayabilir, gösterge paneliyle otelin ziyaretçi sayısını denetleyebilir hale geldi. Üstelik otel yöneticisinin, dilediğinde otelin listelerdeki ilk açılış resmini, ‘Avatar’ diğerlerinden herhangi biriyle değiştirebilmesini sağladık.

iHotel Turkey, şuan için iki dilde yayınlanıyor, üstelik hem internette hem de App Store’da… ‘Hotel Radar’ ve benzeri diğer gelişmiş aplikasyonlara rağmen çok daha kapsamlı otel tanıtım sayfalarına, video oynatma özelliğine, fotoğraf albümüne, ziyaretçi defterine, haritada bulma ve yol tarifine, ‘oteli ara’ özelliğine sahip, ayrıca iletişim formu ve online rezervasyon seçeneğine de sahip.

Üretim tarihindeki SDK ve iPhone UL standartlarına göre oldukça başarılı bir uygulama oldu. Bize çok tecrübe kazandırdı.

Şimdi en güncel SDK ve iPhone UL standartlarını takip ediyor ve gelişmemizi sürdürüyoruz, hem de yabancı yazılımcılarla dostluğumuzu ve işbirliğimizi daha etkili hale getiriyoruz.

iHotel Turkey’i şimdi indirmek için lütfen tıklayınız !

İnternet sitelerimizi incelemek için aşağıdaki logaları tıklayınız :

iPhone bahane, olay App Store !

Facebook'da Paylaş

Bir zamanlar bilgisayar yoktu. Elimizde gazete, dergi ya da kitapçıklar düzenliyor, renklendiriyor ve baskıya hazırlıyorduk. Sonra bu gibi prodüksiyonlar için bilgisayarlar kullanılmaya başlandı.  Bilgisayarlarla prodüksiyon yapmak işi çok kolaylaştırdı.  Üretim sırasında en çok zamandan tasarruf edilirken, yeni olabilitelerin katkısıyla projelerin görünümlerinde, ‘avrupaiiiii‘  yansımalar başladı. Çok geçmeden,  internet siteleriyle kitlelere ulaşabilmek iletişim sektörüne daha büyük avantajlar sağlamaya başladı.

..Ve şimdi mobil prodüksiyon dönemi başladı. Mobil teknoloji ürünleri, internet web ortamı için üretilen ürünlerden çok daha doyurucu ve etkili görünüyor.  Mobil cihazların satışları hızla artıyor, önümüzdeki 5 yıl içinde, nasıl bir zamanların ‘Takoz’ tabirli telefonları değiştirildiyse, Türkiye nüfusunu geçmiş  cep telefonları da değişecek. İşte o gün gürün siz şenliği… Üstelik bu telefonların kullanımı şimdiden öğrenildi bile, interneti bu kadar çabuk kavrayamadık, hala bir siteyi çağırmak için google arama moturana yazıyoruz. Çabuk kullanımı öğrenilen telefonlar için sunulan projeler de birbiri ardına App Store‘da yerini alıyor. Apple Store konseptiyle, hem yazılımcılar, hem projeler, hem de kullanıcılardan oluşan üçgen eskilerin iş adamı değimiyle ‘Sac Ayağı’ oluşturuldu. Apple bu prensiple işini çoktan sağlama almış görünüyor. Böylece hemen hemen her proje artık sadece iPhone/Pad/Pod için üretiliyor.

Microsoft ve Apple yarışı artık sürüyor mü ?! Microsoft her nasıl cihaz üretirse ürettirsin, bu cihazlarda hangi işletim sistemini kullanırsa kullansın nafile, hani derler ya, ‘ Atı alan Üsküdar’ı geçti’ diye, işte o hesap. Cihaz bahane olay App Store !  Binlerce aplikasyon kullanımda ve hepsi de iPhone/pod/pad için üretildi.

Türk Kullanıcı bugün mobil cihazlar için kıyaslama yapamıyor, bu yüzden satışlar dağınık, satıcı kurnaz…  ‘iPhone ne yapıyorsa bu da yapıyor, gel ablam, abim gel,  500 !!  Beşyüüüzzz‘ diye cihaz satılıyor; Blackberry, Nokia, Samsung, gellll vatandaş gelll…

Kimse de sormuyor ki, bu cihaz binlerce aplikasyona erişim sağlayabiliyor mu? diye…  App Store‘a erişemeyince, milyarlarca uygulama seçeneğini değerlendiremeyince, ne anlamı var Blackberry almanın, Nokia edinmenin, Samsung ile hava atmanın? Bu cihazları alırsın, sonra da başlarsın sörf yapmaya internette,  tek! tek! tek! tek! uygulama sitelerini, forum sayfalarını dolaşıp cihazın için üretilmiş aplikasyonları temin etmeye çalışırsın. Haa, App Store gibi storlar düzenleniyormuş? İyi de halen milyon aplikasyon varken, niye az kaynaklı olsun, Sizin canınız patlıcan mı? Hadi indirdin bakalım rahat kurabilecek misin o aplikasyonları.  Tamam bazı aplikasyonlar da tüm cihazlar için üretildi. Ama kaç tanesi ? Proje sahipleriBenim projem tüm telefonlarda çalışsındiyor, ‘Maymun iştahlı’ ilk heves işte, ancak her biri için ayrı  üretim maliyeti ile karşılaşınca ‘Buna değmez’ , bir başkası ise   ‘Şimdilik iPhone ile başlayalım’ diyor.

Satıcı aldatıyor, yanlış yönlendiriyor!?

MSN, Facebook, Twitter herşey Nokia, Samsung, HTC, Blackberry için de var, hemen kullanmaya başlayabilirsiniz‘, diye satış sırasında son kullanıcıyı yanlış yönlendiriliyor.  Olayın sadece MSN, Facebook, Twitter olmadığının farkına ne zaman varacak bu kullanıcı? Adı üzerinde ‘Son‘unda, 18 aylık vazgeçilemez kontrat süresi bitince, bu süre içinde milyonlarca aplikasyonu kullanamadığını farkedince!

iPhone bahane, olay App Store…

Neden iPhone/pod/pad savunuyorum, çünkü arkasında Apple var, çünkü bu kez çok büyük bir iş modeline sahip. Ve bu iş planı çığ gibi büyüyor. Developer ( Aplikasyon Geliştirici ) olabilmek için yıllık bir bedel ödüyorsunuz, size özel teknik bir sayfanız oluyor, Apple tüm gelişimleri bu sayfada size özel sunuyor, izliyor, deniyor, öğreniyor, üretiyor, Apple’ın onayına sunuyor ve  onay sonrası App Store‘da dağıtmaya başlıyorsunuz. Diğer taraftan Apple kullanıcılarına sesleniyor, ‘Bu cihazları edinin, milyonlarca aplikasyon bir tek bu cihazlar için üretildi‘ diyor. Kısacası Apple, aynı zamanda hem üreticiyi, hem de kullanıcıyı bir araya getirdiği bir platformu satıyor. Bu iş planı dahice değil mi?  Eh geriye cihaz kalıyor, siz ce cihaz bahane değil mi ?

Apple tarihten ders çıkardı…

Bir zamanlar windows için milyonlarca oyun, software ve diğer aplikasyon türleri sadece windows için üretiliyordu. Windows açık arayla daha çok bilgisayar sattı, imac, G3, G4 bu yarışta geride kaldı. Sonra sonra, bazı program ve oyunlar hem mac hem de windows için de üretildi ama nafile. Son kullanıcı için Windows artık vazgeçilmez. Zengin içerik kaynakları Windows’dan yana. Mobil için aynısını söyleyemiyoruz. Apple tarihten ders çıkardı. Önce milyonlarca aplikasyonun üretim ayağını oluşturdu ve App Store için marka çalışması yaptı. Sonra da cihazlarını geliştiriyor ve tabiri yerindeyse, ‘Deli gibi satıyor’ Şimdi söyleyin neden Blackberry kullanalım ya da Nokia. Siz evinize ve iş yerinize Macintosh alır mısınız?

iPhone/pod ya da iPad tercih etmeyen son kullanıcılar haliyle App Store’un zengin içeriğinden faydalanamayanlar olarak 18 aylık mecburi hizmetleri dolmaya yakın, satın almakta etkilendikleri şu pazarlama tekerlemesini hatırlayacak ;

‘iPhone ne yapıyorsa bu cihazda yapıyor, üstelik daha ucuz, bakın kampanyamız da var’

MacKangaroo – RGB MEDIA deal seen…

Facebook'da Paylaş

MacKangaroo providing for you,  Skin Design and Project Management for iPhone/Pad Applications with their layout artist and XCoders. The MacKangaroo outsource partner of RGB MEDIA mobile content management and broadcasting service.

MacKangaroo -  RGB MEDIA deal seen benefiting both. (Bussines)

Return top